Türkiyede 1960 yılından bu güne kadar gelen giden hükümetlerin hemen hemen hepsi Avrupa Birliğine girebilmek adına mücadele içinde oldular. Avrupa da 400 yıl at koşturan atalarımız dedelerimiz bu toprakların sahipleriyken ülkeden ülkeye milletlerin huzur içinde yaşaması adına hep mücadele verdiler. Ama ne hikmetse kime hizmet ettiysek, kimi kolladıysak en büyük darbeyi de tarih boyunca hep onlardan yedik.
Avrupa birliğinin kömür ve çelik birliği olarak kurulması bir yüzünün kömür gibi kapkara oluşu diğer yüzünün adeta çelik gibi sert soğuk oluşu inadına bizleri bu birliğin içine iter konuma getirdi. Bir hristiyan topluluğu olan bu birlik, içinde yaşayan farklı ülke insanlarını adeta tekme tokat döver gibi tafra içindeler. Bu çaresiz insanlardan randımanlı iş elde etmelerine, hem de ağır işlerde çalıştırıp sömürülmelerine rağmen.
Yaşadığımız bu evren global ekonomiye kul olmuşken laf ebeliğine soyunan bazı ülke başbakanları hatta cumhurbaşkanları bizimle alay eder konumdalar. Halbuki kendileri hizmet sunar durumdan çoktan çıkıp yardıma muhtaç hale geldiler. Daha düne kadar tarladaki ürününü bile Fransıza çaldıran onları görünce tir tir titreyen Almanlar, Osmanlı Padişahından Yeniçeri istemişler Yeniçeri kendi sıkıntısından gidemeyince bu sefer padişahın göndermiş olduğu Yeniçeri elbiselerini giyip giysilerimizle de hava atarak Fransızları korkutmuşlardı. Ne oldu da Almanlar ile Fransızlar birden sarmaş dolaş oluverdiler.
Türkiye ile imtiyazlı ortaklığa evet. Avrupa Birliği üyeliğine hayır diyen bir papazın kızı olup koyu bir hristiyan olduğu söylenen Angele Merkel güçlü bir Avrupa için Fransa ile birlikte çalışacaklarını açıklamışlardı. Üst üste Sarkozy ile demeç veren Merkel nedense Berlin de göçmenlerin eğitim aldığı okula Sarkozy ile birlikte gitti.
Orada söyledikleri ise; Bizler Müslüman kadınların topluma uyum sağlamasını isteriz; Burada yaşıyorsanız bizim kullandığımız dili kullanmak zorundasınız. Hatta geçen ay Fransa da hamile kadınların dövülmesi, kişilerin Roman oldukları için sınır dışı edilmek istenmeleri, Sarkozynin “HZ. Muhammed” in karikatürünü yapan, dine hürmeti, saygıyla alakası olmayan kişiyi sanat sergiliyor diyerek savunması bu konuda yargı organlarına müdahale etmesi onu affettirmesi meydan okumanın ta kendisiydi. 2009 yılında Almanya ya atamaları yapılan imam eşlerinin başörtülü fotoğraflarının biometrik olmadığı için kabul edilmemesi ise bir fiyasko değil de neydi. Oysa yapılanlar Kopenhag kriterlerinin hiçbir maddesine uyum sağlamıyordu ne insan haklarına saygı ne azınlıkların haklarının korunması nede hukukun üstünlüğü ifade edilmişti bu beyanatlarda.
Bu gün Türkiyenin önündeki Avrupa Birliği üyeliği; Sarkozy yüksüğüne bakmaya devam ederken Merkelin de Müslümanlara yaptıkları hakaretler sebebiyle o kadar da önem arz etmemektedir artık. Türklerden medeniyeti ve uygarlığı öğrenemedikleri göz önündedir.
Şapka bir daha düşmüş ve kel bir daha görünmüştür.
Artık hedefimiz milyarlarca dolar sermayemizi yatırımlarımızı ve emeğimizi kendi menfaatimiz gereği kullanma zamanıdır. Çünkü Avrupa da yaşayanların bile Avrupa birliğine güvenleri kalmamıştır. Bazılarının da “Eyvah Türkler Geliyor” cümlesinden korkmasına da gerek yoktur. Biz zaten her yerde varız. Her şeyde varız. Her zamanda var olacağız.
SU.
Merkel BAK! GELMEYİZ
Sabahat Uzun
-
-
Yorumlar
Çok Okunanlar
Akhisar Müteahhitler Derneğinde Özhan Akarsu Dönemi
Akhisarlı Çiftten Örnek Girişim: "Aktif Yaşam Merkezi"ni Birlikte Açtılar!
Mısır’dan Akhisar’a Açık Davet: "İş Birliğine Hazırız"
Akhisar Demirci ve Nalbantlar Odası’nda Süleyman Kağan ile "Yola Devam"
CHP Gençlik Kolları’ndan Akhisar’daki Pazarlara Sabah Çorbası İkramı