Yapılan bir araştırma, erkeklerin karşı tarafı çok daha fazla kandırdığı ve aldattığını ortaya koymuştur. Kadınlar ise yalan söylemek yerine, gerçeği ifade etmeyi tercih etmiştir.

Araştırmalar, kadınların erkeklere kıyasla yalan söyleme ve aldatma konusunda daha az eğilimli olduğunu gösteriyor. Kadınların sosyal uyum ihtiyacının daha yüksek olması, ahlaki değerlere daha fazla önem vermesi ve dürüstlüğün uzun vadede daha faydalı olduğuna inanması, dürüstlük seviyelerinin yüksek olmasında rol oynuyor.

Erkeklerin beyninin dürtü kontrolü ve empati ile ilgili bölgelerinde kadınlara kıyasla farklılıklar olduğunu göstermiştir. Bu farklılıklar, erkeklerin yalan söyleme riskini artırabilir. Kadınların duygularını ifade etme ve iletişim kurma konusunda daha açık ve net olması da dürüstlüklerini kolaylaştırıyor.

Cinsiyet ve dürüstlük arasındaki ilişki karmaşıktır ve her bireyin kendine özgü bir dürüstlük seviyesine sahiptir. Dürüstlük hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli bir erdemdir ve herkesin dürüst davranmaya teşvik edilmesi gerekir. Sosyal Cinsiyet Rolleri açısından değerlendirildiğinde toplumda erkeklerin güçlü, bağımsız ve kontrol sahibi olması beklenir. Bu durum, hatalarını veya zayıflıklarını kabul etmeme ve yalan söyleyerek imajlarını koruma eğilimine yol açabilir. Erkekler, risk alma ve macera peşinde koşma konusunda daha istekli olabilirler. Bu durum, tehlikeye girmemek için veya heyecan verici bir deneyim yaşamak için yalan söylemelerine neden olabilir.

Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, '' Ayrıca, yalan söylemenin her zaman kötü bir niyetle yapılmadığını da unutmamak önemlidir. Bazen insanlar, başkalarını korumak, çatışmadan kaçınmak veya sosyal uyumu sağlamak için yalan söyleyebilirler. Yalan söylemenin etik açıdan sorgulanabilir bir davranış olduğunu ve her zaman dürüst olmaya çalışmak ise oldukça önemlidir. Unutmayın ki dürüstlük cesaret ister.'' dedi.
 

Editör: Mustafa Özdemir