Günümüzde uzun süre oturmaya dayalı hareketsiz yaşam tarzı, yanlış duruş ve hatalı bel hareketleri nedeniyle bel fıtığı toplumda en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren bel fıtığının, doğru tanı ve modern tedavi yöntemleriyle artık yönetilebilir bir hastalık haline geldiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, endoskopik (kapalı) ameliyat yöntemlerinin hastalara hızlı iyileşme imkânı sunduğunu söyledi.

Prof. Dr. Göçmen, “Modern tıbbın ulaştığı noktada endoskopik bel fıtığı ameliyatları, hem sakat kalma endişelerini ortadan kaldırıyor hem de uzun iyileşme süreçlerini büyük ölçüde kısaltıyor” dedi.

En çok 35-50 yaş aralığında görülüyor

Bel fıtığının yaş ve cinsiyet ayırmaksızın herkeste görülebildiğini, ancak erkeklerde yaklaşık 1,5-2 kat daha sık rastlandığını ifade eden Prof. Dr. Göçmen, hastalığın özellikle 35-50 yaş aralığında zirve yaptığını belirtti.

Bel fıtığının mesleki alışkanlıklarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Göçmen, ağır işlerde çalışanların yanı sıra masa başında uzun süre oturanlar, fazla kilolu bireyler, uzun süre araç kullananlar ile gün boyu ayakta çalışan öğretmen ve garsonların risk grubunda olduğunu kaydetti. Göçmen, “Ani bir zorlanma fıtığa yol açabilse de asıl etken yaşla birlikte oluşan ve zamanla biriken küçük travmalardır” diye konuştu.

Belirtiler hafife alınmamalı

Bel fıtığının genellikle bel ve bacak ağrısıyla kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Göçmen, ağrının yayılımının tanı açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Sinir basısına bağlı olarak ağrının baldıra ve ayak tabanına kadar inebildiğini ifade eden Göçmen, ayaklarda uyuşma, yürüme ve oturmada zorlanmanın hastalığın erken belirtileri olabileceğini söyledi.

İleri vakalarda idrar kaçırma, cinsel fonksiyon kaybı ve yürüme güçlüğü gibi ciddi tablolarla karşılaşılabileceğini vurgulayan Göçmen, bu tür belirtilerde vakit kaybetmeden uzman hekime başvurulması ve MR görüntüleme ile bası derecesinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Cerrahiden değil, geç kalmaktan korkulmalı”

Bel fıtığı tanısı konulan her hastanın hemen ameliyat edilmediğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, tedavinin öncelikle ilaç, fizik tedavi ve ağrı tedavisi yöntemleriyle başladığını söyledi. Ancak ilerleyici güç kaybı ve idrar problemleri gibi durumlarda cerrahi müdahalenin kaçınılmaz hale geldiğini dile getirdi.

Ameliyat korkusunun hastaları tedaviden uzaklaştırabildiğini belirten Göçmen, “Günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yöntemlerle doku hasarı minimuma indiriliyor. Hastalar kısa sürede ayağa kalkıyor ve uzun süre yatmak zorunda kalmıyor. Müdahale edilmeyen sinir basısı kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Bu nedenle cerrahiden değil, geç kalmaktan korkulmalı” ifadelerini kullandı.

Bel fıtığı hastalarına 9 önemli öneri

  • Ağır ve ani yük kaldırmaktan kaçınılmalı.

  • Öne ve yana eğilerek bel bükme hareketleri yapılmamalı, yerden bir şey alınırken çömelinmeli.

  • Otururken bel boşluğunu destekleyen bir yastık kullanılmalı, 20 dakikadan uzun süre hareketsiz kalınmamalı.

  • Ortopedik yatak tercih edilmeli.

  • Uzun süre araç kullananlar düzenli mola vererek esneme hareketleri yapmalı.

  • Yukarı uzanarak eşya alınmamalı, iskemle veya merdiven kullanılmalı.

  • Bel bölgesi soğuktan korunmalı, klima ve cereyanlı ortamlardan kaçınılmalı.

  • Günlük hayatta beli zorlayacak pozisyonlardan uzak durulmalı.

  • Ani zorlayıcı hareketlerden kaçınılarak düzenli egzersiz yapılmalı.