TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 27 Ekim Salı günü gerçekleştirilen 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerinde söz alan Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi. Özellikle fon krizinin ekonomik etkilerine dikkat çeken Bakırlıoğlu, bütçenin mevcut koşulları yeterince yansıtmadığını savundu.

“120 milyar dolarlık kayıp bütçeye yansıtılmadı”

6 Eylül 2026 tarihinde açıklanan Orta Vadeli Program'ın ardından yaşanan fon krizine değinen Bakırlıoğlu, kriz nedeniyle 455 bin kişinin mağdur olduğunu öne sürdü.

Fonlardaki kaybın 20 milyar dolar, borsadaki kayıplarla birlikte toplam ekonomik zararın ise 120 milyar dolara ulaştığını belirten Bakırlıoğlu, bu gelişmelerin bütçe öngörülerini değiştirmesi gerektiğini ifade etti.

2023 yılında yaşanan depremlerin ekonomiye maliyetinin yaklaşık 100 milyar dolar olarak açıklandığını hatırlatan Bakırlıoğlu, fon krizinin etkilerinin de bütçe görüşmelerinde kapsamlı biçimde ele alınmasını istedi.

“Ekonomik kayıptan daha büyük sorun güven kaybı”

Fon krizinin yalnızca yatırımcıların maddi kayıplarıyla değerlendirilemeyeceğini belirten Bakırlıoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başta olmak üzere denetleyici kurumların sorumluluklarının araştırılması gerektiğini söyledi.

Kriz öncesinde fon piyasalarındaki manipülasyon iddialarının Meclis gündemine taşındığını ifade eden Bakırlıoğlu, gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını savundu.

Yaşanan sürecin finansal sisteme duyulan güveni zedelediğini belirten Bakırlıoğlu, kurumların denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve sorumluların belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Merkez Bankası yöneticileriyle ilgili iddiaları gündeme getirdi

Konuşması sırasında kürsüde 200 liralık banknot gösteren Bakırlıoğlu, eski Merkez Bankası yöneticileri hakkında yürütülen adli süreçlere değindi.

AK Parti Akhisar İlçe Teşkilatında Görev Değişikliği İddiası!
AK Parti Akhisar İlçe Teşkilatında Görev Değişikliği İddiası!
İçeriği Görüntüle

Bazı eski Merkez Bankası başkan yardımcıları hakkındaki tutuklama kararları ve yolsuzluk iddialarının kamuoyunda güven tartışmalarına neden olduğunu belirten Bakırlıoğlu, Tera Holding ve Türkiye Sigorta ile bağlantılı olduğu öne sürülen finansal işlemlerin araştırılması gerektiğini savundu.

Bakırlıoğlu, banknotların üzerindeki imzaların devlet kurumlarına duyulan güveni temsil ettiğini belirterek söz konusu iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.

“2027 bütçesinde 4 trilyon lira faiz harcaması var”

Bütçedeki faiz giderlerinin artışına dikkat çeken Bakırlıoğlu, 2018 yılında toplam bütçe harcamalarının yüzde 8,9'unun faiz ödemelerine ayrıldığını, 2027 yılında ise bu oranın yüzde 17,6'ya yükselmesinin öngörüldüğünü söyledi.

2027 bütçesinde 3,9 trilyon lira açık ve yaklaşık 4 trilyon lira faiz harcaması bulunduğunu belirten Bakırlıoğlu, borçlanmanın önemli bölümünün faiz giderlerini karşılamak amacıyla yapıldığını savundu.

Kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların millî gelire oranının 2026 yılında yüzde 2,1 iken 2027 yılında yüzde 1,7'ye gerilemesinin öngörüldüğünü de ifade etti.

“Çalışanlardan 2,6 trilyon lira vergi alınacak”

Vergi politikalarını eleştiren Bakırlıoğlu, 2027 bütçesinde ücretlilerden yaklaşık 2,6 trilyon lira gelir vergisi tahsil edilmesinin planlandığını, kurumlar vergisi gelirinin ise 2,3 trilyon lira olarak öngörüldüğünü söyledi.

Çalışanların üzerindeki vergi yükünün giderek ağırlaştığını savunan Bakırlıoğlu, kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının 2023 yılında yüzde 17,5 iken 2027 yılında yüzde 10,7'ye gerilemesinin beklendiğini belirtti.

KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin de vatandaşların harcamaları üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu ifade eden Bakırlıoğlu, vergi sisteminde daha adil bir dağılım sağlanması gerektiğini dile getirdi.

“387 milyar liralık borç ödenemiyor”

Vatandaşların kredi ve kredi kartı borçlarına da değinen Bakırlıoğlu, 9 Ekim itibarıyla ödenemeyen bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 387 milyar liraya ulaştığını öne sürdü.

Takipteki borçların oranının yılbaşındaki yüzde 4,1 seviyesinden yüzde 5,3'e çıktığını belirten Bakırlıoğlu, yüksek faizlerin vatandaşların borçlarını çevirmesini zorlaştırdığını ifade etti.

Bütçede borç yükü altındaki vatandaşlara yönelik daha kapsamlı düzenlemelerin bulunması gerektiğini savundu.

Manisalı çiftçilerin sorunlarını anlattı

Konuşmasında Manisa'daki tarımsal üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlara geniş yer ayıran Bakırlıoğlu, özellikle üzüm, zeytin, pamuk ve domates üreticilerinin maliyet artışları ve düşük ürün fiyatları nedeniyle zorlandığını söyledi.

Tarım sektörünün takipteki kredi borçlarının Ağustos 2025'te 9 milyar lirayken Ağustos 2026'da 27 milyar liraya yükseldiğini belirten Bakırlıoğlu, üreticilerin borçlarını ödeme güçlerinin azaldığını ifade etti.

Manisa'daki saha ziyaretlerinde üreticilerin şikâyetlerini dinlediklerini anlatan Bakırlıoğlu, üzüm fiyatlarının bazı bölgelerde 5 ila 10 liraya kadar gerilediğini, zeytinde ise üreticilerin maliyetlerini karşılamakta zorlandığını savundu.

Geçen yıl 75 liraya satılan bazı zeytinlerin bu yıl 20-25 lira seviyelerinde alıcı bulduğunu öne süren Bakırlıoğlu, yalnızca toplama maliyetinin kilogram başına 20 liraya ulaşabildiğini belirtti.

Tarım sektöründeki borçların yeniden yapılandırılması ve üreticilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı.

Vestel'deki işten çıkarmalara dikkat çekti

Manisa sanayisindeki gelişmelere de değinen Bakırlıoğlu, Vestel'de 6 bin kişinin işten çıkarıldığını ve şirketin 500 milyon dolarlık borcunun vadesini uzatmaya çalıştığını ileri sürdü.

Fon krizinin yanı sıra özel sektörün finansman sorunlarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bakırlıoğlu, sanayide yaşanan gelişmelerin istihdam üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

“Emekli ve asgari ücretliye refah görünmüyor”

2027 bütçesinde kamu personeli giderlerinin reel olarak gerilemesinin öngörüldüğünü belirten Bakırlıoğlu, çalışanların millî gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini söyledi.

SGK prim tahsilatları ve sigorta ödemelerine ilişkin bütçe tahminlerini de değerlendiren Bakırlıoğlu, bu verilerin asgari ücretliler ve emekliler açısından önemli bir gelir artışına işaret etmediğini savundu.

Orta Vadeli Program'da 2027 yılı için yüzde 4,2, 2028 için yüzde 4,6 ve 2029 için yüzde 5 büyüme hedeflendiğini hatırlatan Bakırlıoğlu, küresel ekonomide yavaşlama beklentisi bulunurken Türkiye'nin bu hedeflere nasıl ulaşacağının açıklanması gerektiğini ifade etti.

“Ekonomik istikrar için güven yeniden sağlanmalı”

Konuşmasının sonunda bütçenin yalnızca gelir ve gider rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Bakırlıoğlu, finansal piyasalara, hukuk sistemine ve kamu kurumlarına duyulan güvenin ekonomik istikrar açısından önemli olduğunu vurguladı.

Fon krizinin etkilerinin araştırılmasını, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini ve çiftçi, emekli, çalışan ile borçlu vatandaşların sorunlarına yönelik somut önlemler alınmasını isteyen Bakırlıoğlu, 2027 bütçesine ilişkin eleştirilerini “Bu bütçenin en büyük açığı güven açığıdır” sözleriyle özetledi.