11 yaşından beri Türkiye milli atleti olan “Madalya Canavarı" lakaplı Akhisarlı 21 yaşındaki Dünya Şampiyonu Ayşe Begüm Onbaşı Euppia Coffee’de Akhisarlı basın mensupları ile buluştu.

21 yaşındaki Türk milli aerobik cimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı, 'Madalya Canavarı' lakabıyla tanınan genç yetenek, Akhisarlı basın mensupları ile buluştu ve spor kariyerinin başlangıcından dünya şampiyonluğuna giden yolculuğunu anlattı. Ayşe Begüm Onbaşı’nın hedefleri arasında ise Cumhuriyet'in 100. yılının kutlandığı 2023'te Avrupa Şampiyonası'nda altın madalya kazanmak var. Başarıları ve kararlılığıyla Türk sporunun gurur kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.
İlk olarak spora başlama sürecini anlatan Ayşe Begüm Onbaşı, “Uzun süredir biz bize sohbet etme imkanı kolluyorduk ve bugüne nasip oldu. Çok yoğun bir yarışma programımız var, Dünya kupasından geldik, şimdi Avrupa Şampiyonası için 4 gün sonra başka bir kampa gideceğiz. Arada bir boşluk bulmuşken Akhisarlı basın mensupları ile bir araya gelmek istedik.

- 3 yaşında başladım

9 Aralık 2001 tarihinde Akhisar’da doğdum, 3 yaşında Akhisar Belediyesi’nin başlatmış olduğu bale kurslarında başladım. O dönemde İspanyol bale öğretmeni Maria isminde öğretmenimiz vardı. Onunla birlikte çalışmalarımıza başlamış olduk. Akhisar Spor Salonu arka kısmında bir dans salonu gibi bir yer vardı, hatırlarsınız orada antrenmanlarımızı yapıyorduk. O dönem de Maria öğretmenimiz her antrenman sonunda bize minik minik şekerlemeler, çikletler veriyordu. Ben onlara kanıp, baleye başladım.

- En büyük destekçim ailem

Sonrasında benim bu şekilde yeteneğimi keşfetti, aileme demiş ki kız yetenekli ve yönlendirebilirsiniz, yönlendirirseniz başarılı olabilir. Ailem tabiî ki bundan sonrasında destekçim ve en büyük yardımcım oluyor. Tam anlamıyla seferber oluyorlar ve yine Akhisar Belediyesi’nin vermiş olduğu jimnastik kurslarına başlıyorum. 
Ben aerobik jimnastik ile ilgileniyorum. Zaten mutlaka izlemişsinizdir, ne yaptığımı. Ama yaptığımız işte biraz daha müzik kulağı gerektiren, dans edebilmeyi gerektiren, müzikle birlikte hareket edebilme kabiliyetini içinde barındırabilen branş olduğu için bu tarz şeylere önem verilmeye başlandı. O yaşlarda da işte müzik kulağı olabilen müziğe ayak uydurabilen kişileri seçtiler. Temel koordinatif becerileri olan kişileri seçtiler ve biz ayrı bir cimnastiğe geçiş yaptık. Tabiki o dönemde 2008 yılında okullar arası turnuvalar olmuştu. 

- İlk madalyamın komik bir anısı var!

Artistik cimnastik ekimizle bu turnuvaya katıldık. Tabiki biz buradaki salonda çalışıyoruz, Manisa’nın diğer yerinde olan atlama masası yapıyorlar, denge yapıyorlar, yer aletlerinde çok iyiler. Biz buradaki salonda antrenman yapıyoruz. Yarışmaya gittik sadece yer aletinde yarıştık. Hiç kimse derece alamadı. Sonrasında herkes ağlıyordu. Ben de tabiî ki herkesi böyle görünce ağlamaya başladım, benim de neden madalya yok diye. Sonrasında dedem Ahmet Onbaşı, Beden Eğitimi Öğretmeni oradan tanıdığı bir arkadaşı denk geliyor. Diyor ki işte kenarda köşede varsa madalya şu kıza verin. Bana bir tane bronz madalya buluyorlar ve dedem gelip boynuma takıyor ve ilk madalyamı o zannediyorum. 15 yaşında annemle madalya koleksiyonu yapıyorum, anne bak bu ilk madalyam bunu buraya koydum derken öğrendim, onun ilk madalyam olmadığını.

- İlk ulusal yarışmalara 9 yaşında katıldım

Sonrasında Manisa’da antrenman süreçlerim başlamış oldu. Her gün bir saat gidiş ve yine bir saat dönüş. Toplamda Akhisar’dan 4 aile başladık ve 3 aile devam etti. Sonrasında bir tanesi bıraktı. Diğer Manisa’ya taşındı ve böyle bir sürecin içerisinden geçtim. 2010 senesinde de ben ilk defa Aerobik Jimnastik ile yarışmalara katıldım ve yarışmalara katıldığımda 3’lü kategoride yarışabiliyorduk, yaşımız gereği. Triolarda takım arkadaşlarım iyi değildi ben de tabiî ki çok iyi değildim. Yarışmaya girdik ve dördüncü olduk, geri döndük madalyayı ucundan kaçırdık, tüh ya! falan tabiî ki yarışmada da 4 takım vardı biz sonuncu olduk. Sonrasında ikinci yarışmaya bir daha katıldık, yine aynı sonuçlarla döndük. Tüh ya! şu hatayı yapmasaydık üçüncülük madalya geliyordu diye konuşuyorduk. Sonrasında bir takım arkadaşım iki kolunu da kırdığı için cimnastiği bıraktı ve benim takımım değişti.

- Bu sözler beni madalya canavarına dönüştürdü

Daha sonrası iki tane erkek ile yarışmaya başladım. Orada tabiî ki ilk defa hayatımdaki sözler sarfedildi, sen kızsın, diğer takım arkadaşımız erkekti, biz hep madalya alıyorduk, sen geldiğin için madalya alamayacağız demişlerdi. Tabiki bundan sonra benim moral motivasyonum sıfır oldu. Ben çalışmalara başladık ve madalya alınca göreceksiniz moduna girdim. Tabiki bu olaylar yaşanırken ben 9 yaşındaydım. Sonrasında Türkiye Şampiyonu olduk aynı ekiple. Ekip daha sonra bana dedi ki gerçekten haklıymışsın teşekkür ederiz.

- 10 yaşında milli takıma seçildim

Bir yıl sonrasında da 2012 yılında milli takıma seçildik. Balkan Şampiyonasına katılma şansı bulduk, orada da çiftler kategorisinde ilk altın madalyamızı getirdik. Daha sonrasında yine yarışma süreci içerisine girdik. Yoğun bir yarışma ve antrenman dönemi başlamıştı. Katıldığımız her yarışmada derecelerle dönüyorduk. Sonrasında yavaş yavaş adımız duyulmaya başlandı. 

- 13 yaşında bel fıtığı yaşadım

Sonrasında 15-17 yaş kategorisine geçmeden önce 12-14 yaşlarda bir dünya yarışmasına katılma sürecim oldu. Dünya kupasına katılmadan 1 buçuk hafta öncesinde Mersin’e gittik, yarışma Meksika’da olduğu için ülkemizdeki en sıcak yere gittik. Orada antrenman yapıyoruz, ben ikinci gün belimi sakatladım. Sonra devam ettim, ertesi gün, ben yataktan kalkamadım. 13 yaşındayken her türlü sağlık tedavisine başladık ve fıtık başlangıcı ortaya çıktı. Bunu aileme de söyleyemedim. Öyle böyle derken ben antrenman yapamadan Meksika’ya gittim. Meksika’daki yarışmayı tamamladık. O yarışma salonunda Cumhuriyet tarihinde Aerobik cimnastikte ilk finalleri yaptık, tek kadınlar kategorisinde, çiftlerde ve triolarda. O yarışmalarda üçüncü olduk. Döndüğümüzde fıtık başlangıcı sonrası tedavilere başladım.

- Tüm olumsuzlukları yendim ve dünya şampiyonu oldum

Tedavi süreçlerimi tamamladıktan sonra üst üste gelen tüm olumsuzluklara rağmen antrenmanlara sımsıkı sarıldım ve 2 yıl sonra da 15-17 yaş kategorisinde dünya şampiyonluğu geldi. 

- Şimdiki hedefim Cumhuriyetimizin 100.yılında altın madalya almak

Şimdi artık önümüzde bir Avrupa Şampiyonası var, tam 1 ay sonra 19 Kasım 2023 günü Antalya’da düzenlenecek. Bizim için çok önemli bir yarışma olacak. Cumhuriyetin 100 yılında Antalya’da Avrupa Şampiyonası gerçekleşecek, tekler kategorisinde ve gruplar kategorisinde yarışmaya katılacağım. İnşallah yine bir altın madalya almaya çalışacağız. Bu son yapılan dünya kupasında da gruplar kategorisinde üçüncü olduk.

- Şimdi iyi bir takımla yola çıktım, bu bana büyük motivasyon oldu

Takım arkadaşlarım İsmail Yağız, Can, Mehmet Utlu ve Ahmet Meriç ile birlikte.  Bizler milli takım karmasıyız bu arada. Ben Akhisarlıyım, Ahmet Sakaryalı, Can Ankaralı, Yağız Çanakkaleli, Utku ise Adanalı. Bizleri toparladılar, Türkiye’deki en iyi beşli sizsiniz dediler. Milli takım antrenörümüz Burcu hocamızın bizlere önderlik ediyor. Aynı zamanda Burcu hocamız eski milli takım sporcusudur. Böyle bir sürecin içerisine girdim, bir süredir 2023 yılının başından beri ben antrenörsüz devam ediyorum çünkü. Böyle bir takım ruhu ile birlikte tekrardan yola çıkabilmek benim için de motivasyon oldu açıkcası.

Romanya’da geçekleşen dünya kupasında teklerde dördüncülük kazandım. Farkında olmada stratejik olarak bazı hatalar yapmışım. Şuanda artık bu hataları da giderdik ve Avrupa Şampiyonasına hazırlanıyoruz” dedi.

Başarılı sporcu Ayşe Begüm Onbaşı konuşmaların ardından Euppia Coffee girişimci kadın işletmeci Yasemin Eseceli’ye misafirperliği için teşekkür etti. Euppia Coffee’de saat 19.30’da başlayan kısa süreli söyleşi ardından hatıra fotoğrafı çekilerek program son buldu.

Editör: Mustafa Özdemir