Yerel Haber

Konkordato Başvurularında Artış: 2026’nın İlk 3 Ayı

Türkiye’de 2026 yılının ilk çeyreği, iş dünyası açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre konkordato başvuruları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %38 gibi belirgin bir yükseliş kaydetti.

Abone Ol

Türkiye’de 2026 yılının ilk çeyreği, iş dünyası açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre konkordato başvuruları, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %38 gibi belirgin bir yükseliş kaydetti. Bu artış; artan finansman maliyetleri, döviz kuru baskıları ve ekonomik belirsizlik ortamının şirket bilançoları üzerindeki kümülatif etkisinin bir yansıması olarak değlendiriliyor.

Konkordato, iflastan önce başvurulan ve şirketlere alacaklılarıyla yapılandırma müzakeresi imkânı tanıyan yasal bir araçtır. Türk Ticaret Kanunu ve İcra İflas Kanunu çerçevesinde yürütülen bu süreç, doğru hukuki destek olmadan son derece karmaşık bir hal alabilmektedir. Özellikle çok sayıda alacaklıyı kapsayan davalarda sürecin her aşamasını titizlikle yönetmek, olumlu sonuç alınmasının ön koşuludur.

Rakamlar Ne Söylüyor?

2026’nın Ocak-Mart döneminde açıklanan verilere göre; imalat, inşaat ve perakende sektörlerinde yoğunlaşan başvurular öne çıkıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu tablonun büyük bölümünü oluştururken, bazı büyük holdinglere bağlı şirketlerin de sürece dahil olduğu görülüyor. Uzmanlar, yıl genelinde başvuru sayısının artmaya devam edebileceğini öngörüyor.

Öte yandan mahkemeler, konkordato taleplerinin artmasıyla birlikte daha seçici bir tutum benimsemeye başladı. Mahkemelerin özellikle gerçekçi olmayan ödeme planlarına ve eksik finansal belgelere karşı daha eleştirel yaklaştığı gözlemleniyor. Bu durum, hazırlanan başvuru dosyasının kalitesini ve sunulan hukuki argümanların sağlamlığını her zamankinden daha kritik kılıyor.

Sektörel dağılım açısından bakıldığında ise inşaat ve yan sanayi en yüksek başvuru oranına sahip sektörler arasında öne çıkıyor. Uzun vadeli proje finansmanına dayanan bu sektörlerde faiz ve kur şokunun etkisi çok daha hızlı hissedilmekte; nakit açıkları kısa sürede yönetilemez boyuta ulaşıyor. Bu profildeki şirketlerin zamanında hukuki destek alması, hem kendileri hem de alacaklıları için sürdürülebilir bir çözüm üretilmesini mümkün kılmaktadır.

şirketler İçin Risk Faktörleri

Ekonomistler bu artışın ardında birkaç temel dinamiği işaret ediyor:

  • Yüksek faiz ortamının şirket borç yükünü kalıcı biçimde ağırlaştırması

  • Dövize endeksli borçların kur baskısıyla büyümesi ve geri ödeme güçlüğü yaratması

  • Tedarik zinciri aksaklıklarının nakit akışını olumsuz etkilemesi

  • Tüketici talebindeki dalgalanmaların gelir tahminlerini zorlaması

  • Vadesi geçmiş ticari alacakların işletme sermayesini eritip ödeme güçlüğüne zemin hazırlaması

Bu faktörlerin bir arada görüldüğü işletmeler için konkordato, varlıklarını koruma altına alırken alacaklılarla uzlaşı zemini bulmanın en etkin hukuki yoludur. Bununla birlikte sürecin faydasından tam anlamıyla yararlanabilmek için başvurunun zamanında ve eksiksiz yapılmış olması hayati önem taşır.

Süreçte Dikkat Edilmesi Gerekenler

Başarılı bir konkordato sürecinin en kritik adımı, başvuru öncesinde yapılan kapsamlı finansal analizdir. Mahkemeye sunulacak borca batıklık belgesi, nakit akışı projeksiyonları ve ödeme planı, uzman hukuki gözetimde hazırlanmalıdır. Sürecin herhangi bir aşamasındaki eksiklik, başvurunun reddedilmesine ya da ciddi gecikmelere yol açabilir.

Alacaklılarla müzakere sürecinde ise hem hukuki hem de finansal dengeleri gözeten stratejik bir yaklaşım belirleyici rol oynar. Alacaklı sayısı fazla olan ya da yapılandırma tutarı yüksek olan davalarda deneyimli bir avukatlık bürosunun desteği vazgeçilmez hale gelmektedir.

Talep kabulünün ardından başlayan geçici mühlet ve kesin mühlet süreçleri de özenle takip edilmelidir. Bu dönemde şirketin faaliyetlerini sürdürmesi, alacaklı toplantılarının yönetilmesi ve komiser raporlamalarının zamanında tamamlanması kritik önem taşır. Herhangi bir aksama mühletin kaldırılmasına ve iflas kararına zemin hazırlayabilir; bu nedenle sürecin bütünü deneyimli bir ekiple yürütülmelidir.

2026’nın ilk üç ayında gözlemlenen eğilim, Türk iş dünyasının yapısal zorluklarla yüzleşmeye devam ettiğini açıkça göstermektedir. Mali baskı altındaki şirketler için erken adım atmak, hem daha geniş hukuki seçenekler sunmakta hem de süreci yönetilebilir kılmaktadır. Akdemir Hukuk olarak, konkordato başvurusundan alacaklı müzakerelerine, mahkeme süreçlerinden sonuç aşamasına kadar şirketlere kapsamlı hukuki destek sağlamaktayız.

Mali güçlüklerle mücadele eden bir işletmeyseniz ya da konkordato sürecini değerlendiriyorsanız, erken bir hukuki danışma görüşmesi kritik fark yaratabilir. Süreç ne kadar erken başlarsa, şirketin elindeki hukuki ve finansal seçenekler o kadar geniş olur; gecikmeler ise hem maliyeti artırır hem de müzelere alanını daraltır. Alanında uzman ekibimizle iletişime geçmek için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

{ "vars": { "account": "UA-28910772-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }