Akhisar, tarih boyunca hem ticaret yolları üzerinde bulunması hem de hanlarıyla önemli bir merkez olarak öne çıktı. Kent merkezinde birbirine çok yakın konumlanan Pamuk Han, Dombaycıoğlu Hanı ve Poyrazoğlu Hanı, dönemin ticari hayatına yön veren yapılar arasındaydı. Bunların yaklaşık bir kilometre uzağında ise camisi, hamamı, hanı ve imaretiyle bir bütün oluşturan Paşa Külliyesi yer alıyordu.
Yıllar içinde bu tarihi yapıların kaderi birbirinden farklı oldu. Poyrazoğlu Hanı'nın bulunduğu alan yapılaşmaya açılarak iş yerleri ve apartmanlara dönüştürüldü. Dombaycıoğlu Hanı, Akhisar Ticaret Borsası tarafından restore edilerek yeniden kente kazandırıldı. Paşa Külliyesi'ndeki han, hamam ve imaret bugün kullanılmaya devam ederken, tarihi cami deprem nedeniyle ibadete kapatıldı ve restorasyon bekliyor.
Bir zamanlar Pamuk Han'ın bulunduğu, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki yaklaşık 1.700 metrekarelik alan ise zaman içerisinde dükkânlar ve yazlık sinema olarak değerlendirildi.
Asıl değinmek istediğim konu da tam olarak burası.
Pamuk Han'ın bulunduğu bu alan, 2017 yılında dönemin Akhisar Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) yönetimi tarafından uzun süreli olarak kiralandı. Hazırlanan "Merkez Çarşı Canlandırma Projesi" kapsamında, iki kat yer altı otoparkı, üzerine ticari alanlar ve butik otel yapılması planlandı.
2018 yılının başında, dönemin ATSO Başkanı Abdurrahman Yılmaz öncülüğünde görkemli bir temel atma töreni gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere çok sayıda davetlinin katıldığı törenden sonra kazı çalışmaları başladı. Yer altı otoparkı için hafriyat yapıldı, özel beton uygulamalarına geçildi.
Ancak kazılar sırasında ortaya çıkan tarihi kalıntılar nedeniyle Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu çalışmaları durdurdu.
Aradan tam sekiz yıl geçti.
Bu süreçte ATSO yönetimi değişti. Yeni yönetim, yıllardır çözülemeyen bu dosyayı devraldı. Koruma Kurulu ve belediye arasında sayısız görüşme yapıldı, farklı projeler hazırlandı. Ancak geçen yıllar boyunca alan, Akhisarlıların gözünde giderek bir çukuru ve çöplüğü andıran görüntüsüyle kent merkezinin kanayan yarası haline geldi.
Yerel yönetimin CHP'ye geçmesinin ardından ATSO ile Akhisar Belediyesi ortak hareket ederek bu kez tek katlı yeni bir projeyi Koruma Kurulu'na sundu. Aylar süren değerlendirmelerin ardından olumlu görüş çıktı ve ortaya çıkarılan tarihi kalıntılar, özel koruyucu malzemelerle kaplanarak muhafaza altına alındı.
Kimileri buna "kefenlendi", kimileri ise "kundaklandı" dedi.
Geçtiğimiz günlerde ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Sami Karaoğlan, Meclis Üyeleri İbrahim Köroğlu ve Umut Altaş ile bir araya geldim.
Başkan Karaoğlan, çalışmaların artık son aşamaya geldiğini belirterek şunları söyledi:
"Belediyemizle yaptığımız protokol kapsamında, Anıtlar Kurulu denetiminde çukurun doldurulmasına başlandı. Ardından ihaleye çıkacağız. Projede 11 iş yeri ve 76 araç kapasiteli otopark yer alacak. Otoparkın maliyetinin yüzde 80'i belediye, yüzde 20'si odamız tarafından karşılanacak. Otoparktaki dört araçlık bölüm odamıza ait olacak, kalan kısmı belediye tarafından işletilecek."
Karaoğlan ayrıca odaların ticaret yapmak yerine üyelerine hizmet üretmesi gerektiğini vurgulayarak, yaklaşık on yıla yaklaşan bu sorunun artık çözüme kavuşacağını ifade etti.
Bir başka hedeflerini de şu sözlerle açıkladı:
"Şimdi hedefimiz Akhisar Ticaret ve Sanayi Odamızı modern ve çağdaş bir hizmet binasına kavuşturmak. Bunun için hem arsamız hem de mali gücümüz yeterli."
Ancak tüm bu gelişmelerin gölgesinde cevap bekleyen önemli bir soru var.
Ortaya çıkarılan tarihi kalıntılar gerçekten koruma altına mı alındı, yoksa üzerleri kapatılarak gelecek kuşakların göremeyeceği şekilde toprağın altına mı gömülüyor?
Bir dönem "kefenlendi" denilen bu tarihi mirasın, bugün dolgu çalışmalarıyla yeniden toprağın altında kalacak olması, kent belleği açısından uzun yıllar tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Akhisar'ın tarihine ait bu izlerin korunması mı, yoksa üzerlerinin örtülmesi mi doğru yöntemdi? Bunun kararını ise zaman ve tarih verecek.