banner182

Akhisar CHP'de Bahriye Üçok anıldı

Akhisar CHP ilçe teşkilatı, 6 Ekim Bahriye Üçok’un ölüm yıldönümünde parti lokalinde basın açıklaması yaptı.

Akhisar CHP'de Bahriye Üçok anıldı

Bahriye Üçok’un ölüm yıldönümü dolayısıyla yapılan basın açıklamasını CHP Akhisar Kadın Kolları Başkanı Sevil Büyükyazgan yaptı. Yazgan, açıklamasında Üçok’un kısa özgeçmişine ve yaptığı çalışmalara değindi. Büyükyazgan, konuşmasında “ Laikliğin savunucu Bahriye Üçok, İlk ve ortaokulu Ordu’da okumuş Kandilli Kız Lisesi’ni bitirmiştir. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Türk-İslam Tarihi Bölümü’nde okurken aynı zamanda Devlet Konservatuarları Opera Bölümü’ne de devam etmiş, bu bölümü de bitirmiştir. Samsun ve Ankara’da on bir yıl lise öğretmenliği yapmıştır.

Akademik Yaşamı

1953 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olmuştur. Aynı zamanda bu fakültenin ilk kadın öğretim üyesidir.

1957 yılında doktor, 1964 yılında “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı çalışmasıyla da doçent olmuştur. Arapça ve Farsça’yı iyi derecede bilen Üçok, Kur’an-ı Kerim’e bağlı kalarak İslam dinini çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumlamıştır. Bu nedenle 1960’lı yıllardan itibaren tehditler almaya başlamış ve kendini güvende hissetmediği için akademik çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştır.

Siyasi Kariyeri

1971 yılında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından kontenjandan senatör seçilmiş e böylelikle aktif siyasi yaşama atılarak beş yıl boyunca Cumhuriyet Senatosu divan üyeliği yapmıştır. Siyasi tercihini Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) yana kullanan Üçok, 1977’de CHP’ye katılmıştır. 12 Eylül’den sonra açılan Halkçı Parti’nin 1983’de kurucu üyesi olmuş, daha sonra 1983 seçimlerinde de bu partiden Ordu milletvekili olarak TBMM’ye girmiştir. 1986’dan itibaren Sosyal demokrat Halkçı Parti üyesi olmuş ve 1990 Eylül’ünde bu partinin parti meclisi üyesi seçilmiştir.

Aldığı Tehditler ve Suikast

Kasım 1988’da televizyonda yapılan bir açık oturumda, “İslam’da örtünmenin ve oruç tutmanın zorunlu olmadığı” iddialarına dayanan açıklamalarından sonra üzerine bir çok tepki çekmiş ve tehditler almaya başlamıştır.

Üçok, 6 Ekim 1990 günü Ankara’nın Çankaya ilçesindeki evinde, Ekspres Kargo tarafından ulaştırılan ve gönderici olarak, İlmi Araştırmalar Vakfı’nın göründüğü kitap paketini açmaya çalışırken bomba patlamıştır. Ağır yaralı olarak Hacettepe Tıp Fakültesi Acil Servisi’ne kaldırılan Üçok, saat 20:00 sularında yaşamını yitirdi.

Ertesi gün cumhuriyet Gazetesi’ndeki haberde, olay şöyle aktarılmıştır.
Muammer Aksoy, Çetin emeç, turan Dursun’dan sonra türbana karşı tavrı ve laikliği savunmasıyla tanınan SHP Parti Meclisi Üyesi Bahriye Üçok da suikast sonucu öldürüldü. Cumhuriyet Gazetesi’ni telefonla arayarak İslami Hareket Örgütü adına konuştuğunu bildiren bir kişi Üçok’u “tesettür konusundaki düşünceleri yüzünden” cezalandırdıklarını söyledi. Aynı kişi “İslam’a sınır koyanları öldürmeyi borç bildiklerini” belirtti.

Bahriye Üçok, katledildiği sırada SHP için bir laiklik raporu hazırlamaktaydı. Üçok, katıldığı toplantılarda sık sık laiklik, kadın hakları ve irtica tehlikesi üzerinde duruş ve “laikliğin savunucusu ilahiyatçı” olarak tanınmıştır.
Fransızca, Arapça ve Farsça bilen Üçok, “İslam’dan Dönenler”,”Yalancı Peygamberler” ve “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı üç kitap yayımlamıştır.
Mumcu gibi, Üçok’da bir iki kelam ettiği, bazı kişileri rahatsız ettiği için öldürülmedi, kolaya kaçmasın kimse.

Bu insan, bu milleti uyandırabileceği için öldürülmüştür, aynen Dink, aynen Kışlalı gibi. 
Bugün tüm bu başörtüsü, laiklik, vs. problemlerini yaşarken eğer sesimiz yetmiyor, insanlar akıllanmıyor ve hala %50’ler aldanmış bir şekilde nefes alabiliyorlarsa bu suikastler yüzündendir.
Önce dev törenlerle yolcu ettiğimiz, ardından birkaç cadde ve bulvara adını verdiğimiz ve en sonunda adını bile anmayı unuttuğumuz gerçek cumhuriyetçilerden biridir Bahriye Üçok.

BAHRİYE ÜÇOK NİÇİN ÖLDÜRÜLDÜ?

1990’lı yıllarda işlenen siyasi cinayetler, bizlerde, yurtseverler niçin öldürülüyor sorusunu akla getiriyor.

Cinayetlerden akla ilk gelenler Muammer Aksoy 31 Ocak 1990, Çetin Emeç 7 Mart 1990, Turan Dursun 4 Eylül 1990, Bahriye Üçok 6 Ekim 1990,  Uğur Mumcu 24 Ocak 1993,  Onat Kutlar 11 Ocak 1995,  Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999.

Bahriye Üçok niçin öldürüldü sorusuna, 9 Ekim 1990 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki Uğur Mumcu’nun yazısıyla yanıt vermek istiyorum: “Bahriye Üçok niçin öldürüldü? Başta laik olmak üzere Atatürk ilkelerini savunduğu için! Evet, bunun için. Üniversite ve yüksekokullarda kız öğrencilerin başörtüsü takmalarının İslam dini ile ilgisinin bulunmadığını türban ve başörtünün birtakım tarikatların bayrağı gibi kullanıldığını kanıtladığı için.”
Artık Cumhuriyet tarihimizin en kritik dönemecine girdik. Çeşitli nedenlerle Cumhuriyetin temel ilkelerine,  laik toplum ve düzenine, anayasaya karşı olduğunu açıkça beyan eden bir siyasi kadronun, çoğunluğa sahip olduğu için her istediğini yapabilme yetkisiyle karşı karşıya kaldık. Bahriye Üçok ve diğer aydınlarımız, günümüzde ciddi bir sorun olan laiklik karşıtlığına savaş açtılar, toplumumuzun ve cumhuriyet devrimlerimizin temel taşlarından biri olan laiklik ilkesini savundukları için, gericiliğe karşı direndikleri için yok edildiler.

Üçok’un bedenini ortadan kaldıran “İslami Hareket”, bugün “Ilımlı İslam” kimliğine sokularak emperyalist güçlerle iş birliği halinde, onun savunduğu tam bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için çalışmaktadır. Yeni bir anayasa ortaya çıkarma adına iktidarın laikliğe yeni tanımlar getirme çabaları ibret vericidir. Bu bağlamda sadece türbana karşı olanlarsa, ardındaki emperyalizmi görmek istememektedirler.

Bahriye Üçok, 3 Ekim 1990 tarihinde SHP Genel Başkanlığı’na sunduğu raporda irticayı, “gücünü kutsal inançlardan alan şeriatçı mihrakların eylemleri olarak” tanımlamıştır ve çözüm için şu görüşlere yer vermiştir;

“Dış mihrakların Türkiye’yi içine düşürmek istedikleri uçurumu hepimiz biliyoruz. Bunu tabanın da bilmesi gereğine inanıyorum. Bugün yapılacak iş, her şeyden önce gerçekleri tabanın bilincine indirmek, bu konuda deyim yerindeyse bir seferberlik yapmaktadır. Bu da bize düşer.

Artık susma zamanı bitmiştir. Çünkü bundan sonra sırada tüm çalışanlara Cuma namazı izni verilmesi gündeme gelecek. Sonra herkesin ‘inancı doğrultusunda’ giyinmesi… Daha sonra Cuma gününün resmi tatil ilan edilmesi… Ve en sonunda alıştıra alıştıra İslam devletine doğru gidiş gündeme gelecektir… Demiştir.

Evet, artık susma zamanı bitmiştir, güçlerimizi birleştirerek, örgütlenme zamanı gelmiştir.
Örgütlenerek yılgınlıktan, vurdumduymazlıktan sıyrılmanın zamanı gelmiştir. Kemalist ilke ve devrimlerle birlikte tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkma zamanı gelmiştir. Ancak böyle yaparak Bahriye Uçok ve diğer devrim şehidi dostlarımıza laik olduğumuzu gösterebiliriz” ifadelerini kullandı.
 

Akhisar Haber, Press Haber

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.