Öncelikle kendilerini kitabımı tanıtmak amacıyla ziyaret ettiğim gün benimle -beklentilerimin ötesinde- yakından ilgilenen, daha tanıştığımız ilk gün bana bu köşede yazmam için teklifte bulunan Akhisar Press’e teşekkür ederim.
      
       Aslen Kırkağaç’lıyım fakat 2003 yılından beri Akhisar’da bir kamu kuruluşunda görev yapmaktayım. Sanırım artık kendimi yarı Akhisarlı kabul edebilirim. Akhisar’a gelmeden önce işi gereği burada daha önce birkaç yıl bulunmuş olan bir yakınım bana burayı hararetli bir şekilde önermişti. Yakınımın tavsiyesine uyup Akhisar’a, bu güzel ilçeye tayinimi istemiştim böylece…
 
       Buraya geldiğimde ilk hissettiğim duygu, Akhisar’ın ilçeden çok bir şehir havasında olmasıydı. Bir ilçeye göre oldukça kalabalık olan nüfusu, insanların görgüsü, kültürü ve ekonomisi bana sanki bir şehirde yaşadığımı hissettirmişti. Özellikle kültürü daha önce beş yıl görev yaptığım İzmir’i hatırlatmıştı bana…
 
       Burada hoşuma giden bir diğer güzel şeyde hemen hemen herkesin bisiklet kullanmasıydı. Hepinizin bildiği gibi ülkemiz coğrafi yapısı nedeniyle çoğunlukla dağlardan ve tepelerden oluşmaktadır. Daha önce yaşadığım Kırkağaç, Manisa, İzmir, Bingöl ve hatta bir sene kadar bulunduğum Soma’nın aksine Akhisar neredeyse dümdüz bir ovadan oluşuyordu. Ülkemizin birçok yerleşim yerinde bisikletinizle her yere gidemezsiniz. Bisikleti kullanabileceğiniz alanlar sınırlıdır. Ama Akhisar coğrafi yönüyle bunun için son derece elverişli bir yer. Burada neredeyse her yere bisikletinizle ulaşabilirsiniz. Tabii bir süre sonra bende buradaki herkes gibi hemen bir bisiklet edinmiştim.
       İtiraf etmeliyim ki Akhisar’ın birçok özelliğini ve güzelliğini buraya yerleşene kadar bilmediğimi fark ettim. Örneğin burada birçok farklı medeniyete ait tarihi yapıları gördükçe şaşırdım.
 
      Dilerseniz sizlere bu satırları yazmama sebep olan ilk kitabımdan biraz bahsedeyim. Çocukluğumdan beri okumaya ve araştırmaya meraklı biriydim. Özellikle son iki yıldır kitap okumaya daha bir iştahla sarılmıştım. Yaklaşık bir yıl öncede kitap yazma fikri yavaş zihnimde oluşmaya başladı. Yazmaya ilk olarak daha çok gençlere hitap eden fantastik bir kitapla başladım. Bu tür kitaplar neredeyse tamamen hayal ürünü olduğu için doğal olarak çok emek istiyor. Yaklaşık 150 sayfa yazdıktan sonra bu kitap taslağını kenara bırakıp, şu anda satışta olan “Her Şeye Rağmen Hayata Tutunmak” isimli kitabımı yazdım ve yayınladım.
 
      Bu kitap kendi hayat hikâyemden alıntı yapılarak roman kurgusuyla yazılmıştır. Kitap yetiştirme yurtlarında büyüyen çocuklara ait çok sarsıcı hikayeler içermesine rağmen yedi yaşındaki bir çocuğun saf ve renkli bakış açısıyla olaylara yaklaşmaktadır. Özellikle benzer hayat yaşayanlar için iyi bir moral kaynağı olacağını düşünüyorum. Kitap 12 Eylül 1980 darbesinin yapıldığı ilk yılların Türkiye’sine ait birçok fotoğrafı da yansıtmaktadır. Bu arada diğer kitabımı yazmaya devam ediyorum.  
 
       Sevgili Akhisarlılar, bu sizinle tanışma yazım oldu. Diğer yazılarımda tekrar görüşmek ümidiyle, sağlıcakla kalın.        
 
Selim YILDIZ