Gazeteleri karıştırıyorum. Göz ucuyla da televizyonun köşesindeki Trabzonspor-TM Akhisarspor maçının sonucuna bakıyorum. Göz ucuyla diyorum ama, aslında epey tedirginim ve merak ediyorum. Trabzonspor dört büyüklerin son numarası, kendi evinde yenilmesi zor bir takım.
Durum henüz 0-0.
 
Eh diyorum, daha yeni başladı. Akhisar da kolay yutulacak lokma değil yani.
 
Tam o sırada, yaygın gazetelerden birinde can sıkısı bir haber takılıyor gözüme. Aydın’ın Karacasu ilçesinde bir zeytin üreticisi, açıklanan dane zeytin fiyatları maliyeti bile karşılamıyor diye, zeytin ağaçlarını kesmiş, yılda 200-250 kilo zeytin aldığı 30 yılllık 3 ağacına kıymış, altın yumurtlayan tavuğunu telef etmiş yani… Derken köşedeki yazı değişiyor.
Trabzonspor: 0-TM Akhisarspor: 1… Gözlerime inanamıyorum. Daha 8. dakika. Serginho atıyor golü...
 
Havaları zıplıyorum.
Zeytin ağaçlarına üzülüyorum, çiftçinin çaresizliğine hak vermeye çalışıyorum, ancak bilinçsizliğine de kızıyorum.
 
Aklıma, Akhisar Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Alper Alhat’ın, Başbakan Binali Yıldırım’a “Yağlık zeytine prim veriliyor. Ancak bakımı daha zor olan sofralık zeytine prim desteği verilmiyor. Yağ da önemli zeytin de. Lütfen bu adaletsizlik giderilsin" dediği geliyor. Ancak Aydınlı çiftçi bunu bilmiyor tabii!
 
Haberin devamı daha korkuç, Aydınlı, “Maliyeti karşılamadığı için kekik, nar ve incir bahçelerini de sökmek zorunda kaldık, zeytinin de aynı akıbete uğramasını istemiyoruz” demiş.
 
Yanlış okudum herhalde deyip bir daha bakıyorum. Evet aynen öyle yazıyor.
 
Zarar edildiği için bahçeler bozuluyor ve ağaçlar kesiliyor. Ve yöneticilerimiz bakıyor. Verdikleri sözlerin arkasında durmuyorlar. Can sıkıcı bir durum.
 
Bu kadar vurdumduymazlığa, bilinçsizliğe, çaresizliğe, doğanın bu kadar hor kullanılmasına isyan ediyor insan.
 
Neyse ki maç var. 39. dakikada Mustafa Akbaş'ın kendi kalesine attığı golle fark ikiye çıkıyor. 45+1'de sahneye çıkan Larsson da Akhisar'ı soyunma odasına 3-0 önde götürüyor.
 
Devre arasında, aynı gazetede başka bir haber okuyorum.
Haberin başlığı “1200 Yıllık Ağaç Zeytin Verdi”.
 
İstanbul İzmir arasındaki otoyol projesi nedeniyle Manisa Akhisar’da bir araziden sökülen 800 ve 1200 yaşlarındaki iki zeytin ağacı Antalya’da Vakıf Zeytinliği’ne dikilmiş ve toprağa uyum sağlayan ağaçlardan 5’er kilo zeytin hasat edilmiş… Vatandaşlar ağaçları görmek için ziyarete geliyorlarmış...
 
Zihnim, başka bir konuya götürüyor beni… Akhisar’daki bu ağaçlar hangi akla hizmet Antalya’ya götürülüyor? Akhisar’ın tarihi zeytin ağaçlarının Antalya’da ne işi var? Akhisar ağaçlarını koruyamıyacak kadar aciz mi? Bu düpedüz hak gaspı. 
 
Al bir can sıkısı daha…
 
Allahtan maç var… Gol sağanağı ikinci yarıda da dinmiyor. Trabzonspor'u umutlandıran isim Abdülkadir Ömür oluyor. 50. dakikada şık bir gole imza atan genç oyuncunun çabası da Trabzonspor'u ayağa kaldırmaya yetmiyor. 53. dakikada kazanılan penaltıyı gole çeviren Henrique farkı yeniden üçe çıkarıyor. 64. dakikada bir kez daha sahneye çıkan Paulo Henrique, şık bir vuruşla kendisinin ikinci, takımının beşinci golüne imza atıyor. 90. dakikada gelen Kadri Keleş golü maçın skorunu belirliyor:
 
Trabzonspor: 1-TM Akhisaspor: 6!
 
Bu sonuçla uzun yıllar unutulmayacak bir galibiyete imza atan TM Akhisarspor 16 puana yükseliyor ve averajla Başakşehir'i geçip Süper ligin 3. sırasına oturuyor!
 
Tebrik etmemek elde değil.
 
Keşke tüm işlerimiz bu galibiyet kadar net ve kolay olsa! Ama maalesef değil!
 
Umarım, Akhisar’a verilen tüm sözler tutulur!    
Umarım, Akhisar’da Aydınlı ümitsiz üretici gibi kimse yoktur!
Umarım, tarihi ağaçlarımızı başka yerlere kaptırmayız!
Umarım, 16 milyon ağaca sahip olan Akhisar, Alper Alhat’ın arzuladığı gibi, Zeytinyağında  da zirveye çıkar ve zeytinciliğin amiral gemisi olur!
 
Çünkü başka Akhisar yok!
Sağlıcakla Kalın, Akhisar’sız Kalmayın!