Tatili başladı, ancak bayram gelmedi henüz. Bugün arife, yarın bayram.

Uzun bir süredir, bayramlar tatil yerine geçiyor. Ve önceki ve sonraki hafta tatilleriyle birleştirilerek uzatılıyor… Ekonomisi düzgün, çalışma gereği olmayan ülkelerde böyle bir uygulama yok ama, çalışmaya pek ihtiyacımız olmadığı için (!) ülkemizde bu usül, olağan hale geldi.

Önce kamu personeline bir lütuf olarak başlayan uygulama, günümüzde hemen hemen bütün işyerleri için geçerli… Gerçi bu tatillerden yararlanamıyanlar da çok. En başta köylümüz, hasadı olan çiftçimiz, küçük esnafımız(büyük bir bölümü), sabit bir işi ve geliri olmayan fakir fukaramız, işçimiz, yövmiye ile çalışınımız ile garip gurabamızın tatillerle hatta ve hatta bayramlarla ilgisi yok.

Ayrıca, güvenlik güçleri, sağlık kesimi çalışanları, günlük yayın hizmeti verenler, ulaşım işiyle uğraşanlar gibi bazı meslekler de bu uzun tatil günlerinden yararlanamıyor. Hatta mesaileri çoğalıyor. Çalışıyor olsaydım bu nimetten yararlanamıyacaktım. Askerlik hizmetim sırasında, Bolu Komando Tugayı’nda Yılbaşı nöbeti’ne talip olunca epey garip karşılanmış, gazetecilerin tatil yapma lüksü olmadığını anlatmak zorunda kalmıştım. Şimdi öyle bir zorumluluğum yok.

Neyse lafı fazla uzatmadan iyi bayramlar ve tatiller dileyeyim.

***

Günlük gazeteleri ve televizyonları izliyorsunuzdur. Bu bayram ülkemiz pek rahat değil. Adana’dan Mehmet Ömek Üney adlı gazeteci arkadaşım yazmış…

Evet; döviz, altın, akaryakıt yükseldikçe yükseliyor.

Yiyecek, giyecek, içecek sürekli zamlanıyor.

Aklınıza gelebilecek her türlü mal-mülk ateş pahası…

Türk Lirası eridikçe eriyor.

Perşembenin gelişi Çarşamba’dan belli olduğu gibi ekonomik kriz iyiden iyiye kendini göstermeye başladı.

Hele ki; her krizde olduğu gibi şu doların-euronun, altının hızlı çıkışları ve sonrasında inişlerinin bir saatte, bir gecede, bir günde bazılarının parasına para katması kimilerini de rezil etmesi yok mu!

Ne dolaplar dönüyor Allah bilir…

Krizi fırsata çevirenler şöyle dursun hep bayrama sevinemeyenler gelir aklıma.

Gariban yine gariban…

***

Yazımı yazmak için makinanın başına oturduğumda ekranda bir uyarı çıktı. Uyarıda; “Kurban Bayramı'nda et ve yağlı yemek ile birlikte şeker ve şekerli yiyeceklerin tüketimleri artıyor. Doktorlar özellikle şişmanlık, kabızlık, kalp-damar, mide, hipertansiyon ve diyabet hastalığı olan kişilerin beslenmelerine daha da dikkat etmeleri gerektiğini söylüyorlar.

Gazetemiz yazarlarından Diyetisyen Betül Anamaz da benzer uyarılarda bulunuyor. Yerinde bir ikaz, çünkü 50’li yıllarda Akhisar Kırbağlar mevkiindeki evimizde kesilen kurbanın yağlı etinden yiyen akrabalarımız rahatsızlanmış, ilçemizin tek doktoru Çevdet Bey(maalesefe soyadını anımsamıyorum)’in yerinde müdahalesi ile ayağa kalkabilmişti.

Aman siz siz olan uyarılara kulak asın, çünkü bize lazımsınız!

Bugünlük de bu kadar diyelim.

Sağlıcakla Kalın, Akhisar’sız Kalmayın!