Her sabah odasından çıkan ilahi sesleri ile uyanırdım. İnanılmaz bir enerji ile güne başlardı dedem… Dakikalarca yüzünü yıkar, bize de yıkattırırdı. Banyodan arkamızda adeta bir göl bırakarak ayrılırdık.
 
Özel günlerde, milli bayramların sabahında özellikle Eylül’ün altısında dedemin neşesine doyum olmazdı…
 
6 Eylül; dedem için özgürlüktü, umuttu, bağımsızlıktı, Atatürk’tü…
 
6 Eylül sabahı dedemin ilahisine tüfek sesleri karışırdı. Evimiz Avcılar Kulübünün hemen yanındaydı ve avcılar Akhisar’ın kurtuluşunu havaya yaptıkları kuru sıkı atışlarla, gürültülü bir şekilde kutlarlardı. Sesleri duyunca evden çıkar;“acaba bu sene neleri vurmuşlar” diye merak ederek dernek lokalinin önüne gelir; avcıların genellikle kamyonette sergiledikleri avları birazda korkuyla seyrederdim… Bayramlıklarımı giyer, dedemin elinden tutarak tören alanına giderdim.
 
Eski belediye binasının önünde yapılırdı törenler… Tüm meslek odaları sırasıyla bir geçiş yaparlar ardından temsili Yunan askerlerini görürdük sahnede… Bir Türk kızına saldırırlar; kahraman Türk Süvarileri dolu dizgin gelirler ve düşmanı yenerler… Tezahüratlar, alkışlar ve dedemin gözyaşları…
 
Dedem mavi rengi hiç sevmezdi. O ölene kadarda evimizde, giysilerimizde kısaca hayatımızda mavi renk hiç olmadı. “Yunan bayrağının rengi” derdi her defasında… Oysa Yunan işgaline kadar Rumlarla hep birlikte yaşamışlardı… Birlikte oyun oynadığı birçok Rum arkadaşından, komşularından bahsederdi; gözleri dolu dolu… O’nun için güzel günlerdi…
 
Çocuk yaşımda anlamıştım savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu… Bir insan düşünün… Masmavi gökyüzüne veya denize her baktığında, işgal altında geçen çocukluğunu hatırlayan bir insanı düşünün… Ne kadar acı değil mi?
 
Çocukluğumun coşku ile geçen renkli 6 Eylül Kurtuluş Kutlamalarından günümüze gelmek istiyorum… Saygı duruşu, İstiklal Marşı, Atatürk Anıtına konulan çelenkler, günün anlam ve önemini anlatan bir iki konuşma, şiir… Al sana Akhisar’ın Kurtuluşu… Hepsi yarım saat…
 
Oysa Akhisarlılar olarak çocuklarımıza 6 Eylül gününün önemini anlatmamız gerekli. 6 Eylül’ü anlatmalıyız… İyi anlatmalıyız, yoksa  çocuklarımız Yunan askerinin bu topraklarda ne işi olduğunu ; “anlı şanlı” Cihan Devletinin nasıl bu hale geldiğini tam olarak anlamamış olacaklar.
 
 “Bağımsızlığın” ne kadar önemli olduğunu öğrenmeli çocuklarımız…Dedeleri gibi esarete düşmeden değerini bilmeliler…
 
Esas düşmanın Yunan olmadığını bilmeliler mesela… Aslında düşmanın dünde, bu günde aynı olduğunu;hiç değişmediğini ve değişmeyeceğini; düşmanın emperyalizm olduğunu anlatmalıyız onlara… Savaş kararlarını verenlerin hep yaşlı erkekler olduğunu ölenlerin ise genç erkekler-kadınlar, yaşlılar ve çocuklar olduğunu bilmeliler…
 
Onlar iyi anlamalılar ki hiç değilse yarınlarımız barış ve huzur içinde olsun…